|
Sınıf:5/B Yekta YAZICI , Uğur can SOYYİĞİT , BenderİPEK
İSTANBUL'U TANITIM PROJESİ
İSTANBUL,Türkiye’nin en kalabalık ilidir ve Marmara Bölgesi’nde yer alır. Kendi adıyla anılan boğazın iki yakasında kurulmuş olan ilin kapladığı toprakların bir bölümü Asya,bir bölümü ise Avrupa kıtasındadır. İlin bir özelliği de dört parçalı olmasıdır. Çatalca Yarımadası’nın doğusunda yer alan ve ilin batı kesimini oluşturan topraklar ile Kocaeli Yarımadası’nın batısında yer alan ve ilin doğu kesimini oluşturan toprakları İstanbul Boğazı ayırır. Prens Adaları ilin adalar ilçesidir. İzmit Körfezi’nin Güney Batısı’nda yer alan Yalova ilçesi ise İstanbul ilinin dördüncü parçasını oluşturur. İldeki yüksek nüfus yoğunluğunun nedeni, İstanbul kentinin yarattığı iş olanaklarıyla milyonlarca insanı barındırabilecek bir kentsel yerleşme alanı oluşturmasıdır. İstanbul 5. Yüzyılda dünyanın en büyük kentlerinden biri olan İstanbul, Bizans İmparatorluğu ile Osmanlı Devleti’nin başkentiydi. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Ankara başkent oldu ama İstanbul ülkenin ticaret, sanayi, ulaşım,turizm, eğitim, kültür ve sanat merkezi olma özelliğini sürdürdü. Eşsiz doğal güzellikleri ve tarihsel zenginlikleriyle dünyanın en ünlü kentlerinden biri olan İstanbul, bir yandan da sanayi kuruluşlarıyla iç içe gelişen düzensiz kentleşme, ulaşım güçlüğü, yoğun çevre kirlenmesi gibi bir dizi sorunun birikmesi sonucunda giderek zor yaşanır bir kent durumuna geldi. DOĞAL YAPI Genellikle dalgalı düzlüklerden il topraklarında önemli bir yükseltiye rastlamaz. İstanbul ilinin kuzeybatı kesimini Istranca dağları’nın güneydoğu uzantıları, güneydoğu kesimini de Samanlı Dağları engebelidir. Batıda garipkuyu Tepesi 361m. yükselirken, Yalova ilçesinde 897m. ulaşan Dumanlıtepe ilin en yüksek noktasıdır. İlin Asya kesimindeki başlıca yükseltiler Aydos dağı, Kayış dağı ve Alemdağ’dır. İl topraklarının sularını küçük aksular toplar. Bunların başlıcalarını oluşturan RİVA deresi Karadeniz’e , Kahıthane ve Alibey dereleri Haliç’e, Sellimandıra deresi de Marmara Denizi’ne dökülür. Marmara Denizi kıyısı Karadeniz kıyısına göre daha girintili çıkıntılıdır. Bu girintiler içinde Haliç, Buzul Çağı sonunda denizin yükselmesiyle oluşmuş bir körfezdir. Eskiden beri bu elverişli yapısıyla önemli bir iç liman niteliği taşıyan Haliç, boynuzu andıran biçimi nedeniyle batılılar tarafından “ALTIN BOYNUZ” adıyla anılır. Sanayi ve Kent atıklarıyla yoğun biçimde kirlenerek pis kokulu bir bataklık görünümü kazanan Haliç’i temizleme amacıyla son yıllarda çalışmalara başlanmıştır. İstanbul’un başlıca gölleri Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Terkos gölleridir. Suyu tatlı olan Terkos Gölü dere ağızlarındaki koyların Karadeniz tarafından kapatılması sonucu olmuştur. Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleriyse deniz aşınmasıyla önce vadi sonra göl haline gelmiştir. Denizle ilişkileri kesilmemiş olan her iki gölün suları yarı tuzludur. Terkos ve Büyükçekmece göllerinden İstanbul kentinin su gereksinmesini karşılama yararlanılmaktadır. İstanbul’da ayrıca Ömerli,Alibey,Darlık ve Elmalı 2 barajıyla Valide, Elmalı 1 ve Topuzlu gibi bentlerin ardında oluşmuş ve kentin su gereksinimini sağlayan yapay göller vardır. Ilıman bir iklimin etkisi altında olan İstanbul ilinde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise serin ve yağışlı geçer. Balkanlar’dan inen soğuk hava baskınları ile ılık lodos rüzgarlarına açık olan İstanbul’un iklimi oldukça düzensizdir. Hava sıcaklığında gözlenen bu değişken durum, yağış ortalamalarında da görülür. İlin Karadeniz kıyısı ile yüksek kesimleri daha yağışlı ve serinken, güney kesimi oldukça kuraktır. İstanbul ilinin güney kesiminin doğal bitki örtüsünü makiler oluşturur. Adalar ile Kocaeli Yarımadası’nın batı kesimlerinde kızıl çam ormanları vardır. İlin kuzeybatı kesimlerinde yer alan Isıranca dağları’nın uzantılarında ise meşe ve kayın ormanları bulunur. TARİH İstanbul çevresinde ilk yerleşmeler insanlığın avcılık ve toplayıcılıkla yaşamını sürdürdüğü Taş Devri’ne kadar uzanır. Küçükçekmece Gölü’nün kuzeyindeki Yarımburgaz Mağarası’nda bu döneme ilişkin duvar resimlerine ve çakmaktaşından yapılmış aletlere rastlanmıştır. Ayrıca Fikirtepe, Tuzla ve Pendik’te yapılan kazılarda Tunç Çağı öncesinde tarihlenen çanak çömlek, bakır araç ve gereçler bulunmuştur. İ.Ö 13. Yüzyılda İstanbul üzerinden Anadolu’ya geçen Traklar, Frizler, Bitinler gibi bazı kavimler İstanbul ve çevresinde yerleşim yerleri kurmuşlardır. İstanbul kentinin kuruluşuna ilişkin birçok söylence vardır. Bunlardan su perisi Semestra’nın oğlu Trak Kralı Byzas, yakın bir bölgenin kralı Barbysios’un kızı Phidaleia ile evlenir. Bu kadın da babasının isteği üzerine Byzantion’u kurar. Çok daha yaygın bir başka söylenceye göre ise Byzation Yunan Yarımadası’ndan gelen Megeralılar’ca kurulmuştur. Soylu Byzas önderliğinde bir grup , yeni bir kent kurmak üzere Megara’dan hareket eder. Yola çıkmadan önce Byzas kuracağı yeni kentin yerini belirlemesi için Delfi kahinine başvurur. Kahin yeni kentin “Körler ülkesinin karşısı” na kurulacağını sağlar. Uzun bir yolculuktan sonra Sarayburnu’na gelen Megaralılar çevreyi incelerken karşı kıyıya 20 yıl önce kurulmuş olan Khalkedon’u görürler. Bulundukları yerin güzelliklerini karşı kıyıda kent kuranların kör olduğu yargısına vararak kentlerini burada kurarlar ve kente önderlerinin adını vererek Byzantion derler. EKONOMİ Nüfusunun çok küçük bir bölümü kırsal kesimde yaşayan ilde, halk geçimini genellikle sanayi, ticaret ve ulaşım ile öteki alanlardaki etkinliklerden sağlar. Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarından başlıcaları İstanbul ilindedir. Eskiden daha çok Haliç çevresinde yer alan fabrikaların 1960’lardan sonra E-5 karayolu boyunca yaygınlaşması , kent alanının hızla gelişmesinin başlıca nedenlerindendir. Türkiye’de çalışan nüfusun yaklaşık yüzde10’u 1985’te İstanbul ilinde yaşıyordu. Önem sırasına göre ele aldığında il sanayisinin madeni eşya , makine , otomotiv ve gemi yapımı ; kimya ; pamuklu ve yünlü dokuma , konfeksiyon; besin ; cam porselen ve çimento dallarında yoğunlaştığı görülür. Ayrıca Türkiye’deki küçük sanayi işyerlerinden yüzde 20’yi aşkın bir bölümü de İstanbul ilindedir. Coğrafi konumu İstanbul’un ilk çağdan beri önemli bir ticaret merkezi olmasına yol açmıştır. Günümüzde İstanbul, başta sanayi ürünleri olmak üzere, her türlü mal ve hizmetin alınıp satıldığı bir merkezdir. Ayrıca Türkiye’nin başka ülkelerden satın aldığı ürünlerin yaklaşık yüzde 35’i ve dış satışlarının yüzde 25’i İstanbul’da gerçekleştirilir. İstanbul’un ekonomik açıdan Türkiye düzeyinde bir başka özelliği de ülkenin en büyük banka, holding, sigorta, pazarlama ve reklam şirketi merkezlerinin burada bulunmasıdır . Türkiye basın yayın sanayisinin merkezi de İstanbul’dur. Türkiye ölçeğinde yayın yapan önemli gazetelerin tümü İstanbul’da yayıma hazırlanır. Ayrıca Türkiye’deki yayınevlerinin de hemen hemen tümüne yakını İstanbul’da dır. Yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengin sayılan İstanbul ili topraklarında manganez ve linyit yatakları vardır. Eyüp ilçesine bağlı Ağaçlı köyü çevresinden çıkarılan linyit İstanbul kentinin kışlık yakıt gereksinmesinin bir bölümünü karşılar. İSTANBULDAKİ DİĞER ÖNEMLİ YERLER a-ANODOLU VE RUMELİ HİSARLARI b-AYASOFYA c-BAYEZİD CAMİSİ d-BEYAZIT KULESİ e-BEYLERBEYİ SARAYI f-BEYOĞLU g-DOLMABAHÇE SARAYI h-DOLMUŞ ı-FATİH SULTAN MEHMET CAMİSİ i-GALATA KULESİ j-İSTABUL BOĞAZI k-KIZ KULESİ l-PRENS ADALARI m-YEREBATAN SARAYI n- YILDIZ SARAYI |